Bilişsel Davranışçı Terapi Üzerine | Röportaj | Dr. Neslihan Akkişi Kumsar

Psikolezyum ekibi olarak sizlere teorik bilgilerin yanı sıra pratiğe dair de birkaç içerik sunmak istediğimizi bir önceki yazımızda bahsetmiştik. Bu sefer sizlere son dönemlerde etkinliği fazla olan ve tercih edilirliği gitgide artan Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) üzerine Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde, Uzman Psikaytr ve BDT eğitimcisi Neslihan Akkişi Kumsar ile BDT süreci ve BDT’nin Türkiye’deki durumu hakkında konuştuk.

  • Kendinizden biraz bahseder misiniz? (Adınız, soyadınız, alanınız, kurumunuz, )

 

Adım Neslihan Akkişi Kumsar. 2010 yılında Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ihtisasımı tamamlayıp psikiyatri alanında uzmanlığımı aldım. Sonrasında Sakarya’da 5 yıl görev yaptım. 2016’nın başından beri Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde başasistan olarak görev yapıyorum. BDT eğitim sürecim ise asistanlık döneminde Hakan Türkçapar’dan BDT’nin teorik eğitimini almamla başladı. Türkiye Psikiyatri Derneği’nde asistanlara BDT’yi tanıtmak amaçlı açılan BDT eğitici eğitimine başvurdum. Toplamda 3-4 yıllık bir süreyle teorik ve süpervizyon eğitimimi tamamladım 1,5-2 yıldır Türkiye Psikiyatri Derneği’nde asistan doktorlara teorik ve süpervizyon eğitimi veriyorum.

 

 

  • Bir psikiyatr olarak ruhsal bozuklukların tedavisinde psikoterapileri nasıl görüyorsunuz? Eğitimini aldığınız bir terapi var mı?

 

Şimdi öncelikle psikoterapi ne onu bir tanımlayalım. Psikoterapi bizim ruhsal bozukluk ya da rahatsızlık dediğimiz durumları, kişide sıkıntı oluşturan  ruhsal problemleri sözel iletişim kurarak tedavi etme veya çözmeye çalışma yoludur. Bilişsel Davranışçı Terapi psikoterapinin sadece bir koludur. Psikoterapi aslında çok geniş bir kavram, birçok farklı ekol, birçok farklı kuram ve uygulayıcı tarzı var. Yüzden fazla psikoterapi çeşidi olduğundan bahsediliyor. Bunların hepsi kanıtlanmış ve uygulanabilir psikoterapi türü değil. Çok geçmiş yıllara dayanan ya da yeni ortaya atılan kuramlar var. Peki BDT bunun neresinde diye düşünecek olursak, BDT 1960’larda Aaron Beck’in geliştirdiği bir kuram çerçevesinde ortaya çıkmıştır. Ruhsal bozukluklarda iyileştirici etkisi ve sorunları çözmeyle ilgili pozitif verilerinin bilimsel yollarla kanıtlanmış olduğu bir psikoterapi türü denilebilir.

 

 

  • BDT hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

 

BDT hem bilişe hem davranışa odaklanıyor. Kişinin problemlerinin, sorun yaşadığı alanlarla ilgili olumsuz ya da hatalı çarpık düşüncelerin farkına varılmasını sağlamayı hedefliyor. Sonrasında ise bu çarpıklıklarla ilgili düzeltilebilecek davranış ve bilişsel süreçleri belirleyip tedaviyle ilgili yapılabileceklerin tartışılmasını içeriyor. Diğer psikoterapi türlerine göre yapılandırılmış olduğu için sohbet tadında geçmiyor. Bir süre sınırı var. Uygulanması gereken birtakım adımlar var. Hedeflenen duruma ulaşmak için belirli bir seans süresi boyunca çalışmalar yapılıyor. Kısaca BDT ile biz hastanın hem düşünce hem de davranışlarına odaklanarak bir değişim oluşturmayı hedefliyoruz. BDT belirtiler tekrarladığında hastanın uygulayabileceği birtakım beceriler geliştirmeyi hedefleyen sorun odaklı tedavi sürecidir. BDT iki kuramın birleşimi ile oluşuyor. Davranışçı kuram tabi ki de daha eskidir ve bu kuram Pavlovyen koşullanmanın yapısını oluşturduğu öğrenilmiş davranış örüntülerinin değişimiyle ilgilenir. Davranışçı kurama göre davranış örüntüsü değiştiği zaman problem de çözülür. BDT’ye göreyse davranış değiştiğinde bazı şeyler değişebilir ama düşünceyi değiştirmediğimiz sürece davranış tek başına işe yaramaz. Bu yüzden hem biliş yani düşünce hem de davranış kısmını birleştirerek bir tedavi öneriyor.

 

 

  • BDT’nin diğer terapi ekollerine göre farkı nedir?

 

Diğer tedavi türlerinden ayrıldığı en önemli nokta akademik ve bilimsel çalımalarla kanıtlanmış olmasıdır. Psikiyatrik bozuklarda ve rahatsızlıklarda önerilen terapiler içinde birinci sıradadır. Daha önce de belirttiğim gibi yapılandırılmış ve sorun odaklı olması, uygulanması gereken basamakların var olması, beceri kazanımı ve sürenin kısıtlılığı BDT’nin ayırıcı özellikleridir. Hastaya önce tanı koyuyoruz ve problemini belirliyoruz. Bu doğrultuda bir somut bir hedef belirliyoruz. Psikanalizdeki gibi rüya ve serbest çağrışım gibi soyut değil, daha somut verilerle çalışıyoruz. Ve son olarak tedavi bittikten sonra hastalığın nüksü durumunda kişinin tedavi süresince edindiği becerileri kullanabilmesini bekliyoruz.

 

 

  • BDT’nin etkinliğini değerlendirir misiniz?

 

Hastalıklara göre tedavinin başarı oranı değişkenlik gösterebilir ama yapılan araştırmalara göre BDT’nin ilaç tedavileri ile kıyaslandığında en az ilaç tedavisi kadar tedavi edici olduğunu söyleyebiliriz. Sürdürüm tedavisine baktığımızda yani hastaların uzun vadede takip edildiği çalışmalara bakıldığında ise ilaçtan daha etkili olduğu bulunmuştur. Çünkü kişiler hastalıklarıyla baş edebilecekleri şekilde beceri geliştiriyor ve sonrasında bunu kullanabiliyorlar.

 

 

  • Tüm ruhsal bozuklukların tedavilerinde kullanılabilir mi? Özellikle etkinliğinin çok yüksek olduğu bozukluklar var mı?

 

BDT ilk kullanılmaya başladığında depresyon vakalarıyla çalışılmaya başlanmış. Sonrasında kaygı ve anksiyete bozuklukları , obsessif kompulsif bozukluklar, yaygın anksiye bozukluğu , sosyal fobi, özgül fobilerde yaygın kullanım alanı oluşmuştur. Önceden psikotik bozukluklar, bipolar bozukluğun özellikle psikotik olduğu dönemlerde hastalığın belirtilerini hastayla konuşmanın ve tartışmanın hastaya çok faydası olmadığı, hatta hezeyan sistemini desteklediği söylenirdi. Fakat  son zamanda BDT ile ilgili yapılan çalışmalarla bunun doğru olmadığını biliyoruz. BDT teknikleri kullanılarak bu bozukluklarla da yapılan terapinin işe yaradığı ile ilgili kanıtlanmış veriler var. Yani her türlü bozuklukta somut hedefler konularak BDT ile hastaya yardımcı olabiliriz.

 

 

  • Depresyon, panik atak, kaygı bozuklukları gibi durumlarda terapi süresi ortalama ne kadar sürüyor?

 

Hastalığa göre değişebilir olmasıyla  beraber her seans yaklaşık 45 dakika sürecek şekilde 7- 10 gün arayla 10-12 seansta terapi istenilen sonucu veriyor. Tabi ki bu durum kişiye bağlıdır. Tedaviye verilen yanıta göre bu süre değişebiliyor. Örneğin Kişilik Bozukluklarında bu süre 20 seansa kadar varabiliyor.

 

 

  • BDT’de terapistin ve danışanın rolü nedir?

 

BDT hem terapist hem de danışan açısından birlikte yürütülen dinamik bir süreçtir. Terapiye başlamadan önce danışanla şu şekilde konuşuruz; “Siz hastalıklarınızda uzman olan kişisiniz, biz de tedavide uzman olan kişiyiz ve birlikte yol almazsak şu andakinden farklı bir noktaya gelemeyiz, bu yüzden birlikte yol alıp siz sıkıntılarınızdan ne kadar çok bahsedip rahat bir şekilde bize aktarırsanız biz de sorunların neden kaynaklandığını ve nereye gidebileceğini konusunda yol gösterici olabiliriz.” O yüzden danışanın da terapistin de aktif olması gerekiyor, bazı durumlarda özellikle hastanın daha çok rol alması önemlidir. Bir farkındalık kazandırmaya çalıştığımız için teknikleri uygularken bir öğretmen gibi nasihat vermek yerine çözümleri hastaya buldurmaya çalışırız.

 

 

  • Türkiye’de BDT uygulamaları sizce ne durumda?

 

Türkiye’de BDT uygulamaları son yıllarda oldukça yaygınlaşmaya başladı. Psikiyatri asistanları açısından baktığımızda önceki yıllarda BDT eğitimi daha geri plandaydı ve farmakolojik tedaviler öncelikliydi. Son yıllarda Psikiyatri Derneği’nin bir atılımı oldu. Her bölgede eğitimler vererek BDT’nin yaygınlaşmasıyla ilgili önemli bir adım attı. Böylece daha fazla asistana bu eğitimi verdi. Klinik psikoloji alanında yüksek lisansını tamamlamış olan psikologlar da aynı şekilde psikoterapi eğitimi, BDT eğitimi alıyorlar. Kısaca gittikçe yaygınlaştığı söylenebilir. Tabi yapılan çalışmalarca kanıtlanmış bir tedavi olması ve hastalardan gelen talebin artması BDT uygulamalarını daha iyi bir seviyeye getirdi ve getirecek.


Paylaşın, herkes okusun:
Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir