Bir Az Pişmiş ‘’Athena’’ Yanına da Meksika Soslu ‘’Beethoven’’ | Sinestezi Nedir?

Şimdiye kadar gazete kağıdından yapılmış en iyi hindi rosto. Yiyeceklerin yarattığı muhteşem seslerin verdiği ilham sayesinde; bir süreliğine, var olan inançlarınızı askıya alıp sinestezinin derin dünyasına dalın!

 

Bir Az Pişmiş ‘’Athena’’ Yanına da Meksika Soslu ‘’Beethoven’’

Bir tavuk yediğinizde tadı yuvarlak mı kare mi? Bir hafta saat yönünün tersine dönen günleri ile birlikte ters bir D gibi mi? Si notasının sesi turp tadında mı? Salı ve Perşembe aynı renk olduğu için zaman zaman toplantılarınız hakkında kafanız mı karışıyor? Bir gazete okuduğunuzda ya da birini konuşurken dinlediğinizde gözünüzün önünde gökkuşağının tüm renkleri mi beliriyor? O zaman siz de sinestezi deneyimini yaşıyor olabilirsiniz.

Sinestezi Yunanca kökenli bir kelimedir ve birleşik duyu anlamı taşımaktadır. Sinestezi hastalarında bir duyu uyarıldığında bu uyarım başka bir duyuyu daha harekete geçirmektedir. Yani sinestezi deneyimi yaşan kişiler için artık seslerin kokusu, şekillerin tadı ve renklerin sesi var olmaktadır.

Uyandığınız andan itibaren her duyunuzun birbirine karıştığını hayal edin. Artık yüzünüzü yıkamak için dokunduğunuz suyun soğukluğunu hissetmek yerine kulak zarınızı patlatacak kadar yüksek sesli bir müzik duyduğunuzu ve dişlerinizi fırçalamak için kullandığınız diş macununun dilinize değdiği anda gözünüzde yeşil ışıkların yandığını düşünün. Şimdi kahvaltınızı yapmak için oturdunuz ve içtiğiniz kahve birden ‘’Her Morning Elegance’’ şarkısına dönüştü. Sabah gazetelerine bakmadan da olmaz. Gazeteyi elinize alıyorsunuz ve okumaya başlıyorsunuz. Okuduğunuz her harf ayrı bir renge dönüşüyor. Artık haberler A’lar ve C’lerden değil kırmızı, sarı ve turkuazlardan oluşuyor. Hele borsa sayfası hiç bu kadar renkli olmamıştı. Sayılar havai fişekler gibi gazetenin sayfalarında patlıyor. Neyse… Bu kadar renk cümbüşü yeter sanırım. Dışarıya çıkıp manava gitmeniz gerekiyor. Kapıdan adımınızı attığınız anda dışarıdaki renklerle karşılaşıyorsunuz; gökyüzü pamuk helva tadında ve yürüdüğünüz yaya yolu şimdi eskisinden daha acı bir tatta. Tüm bu tatlardan azar azar alırken manava geliyorsunuz ve bu hafta için alacağınız meyveleri tatmak istiyorsunuz. Muzlardan çıkan la notası ile ananasın ortaya attığı fa notası artık yeni bir ezgi halini alıyor. Kendinizi tutamayıp dans etmeye başlıyorsunuz !

 

sinestezi

Amasya Elmasından Hip-Hop Dinleyelim

Aslında yukarıdaki senaryo sinestezik insanlar için hiç de anormal değil. Çocukluğundan beri sinestezi deneyimi yaşayan bir kişi diğer insanların dış dünyayı kendisinden farklı algıladığını öğrendiğinde gerçekten çok şaşırmıştır, çünkü onlara göre herkes aynı duyguları deneyimlemektedir. Amerikan Sinestezi Derneği başkanı Sean Day, yapılan son araştırmalardan sonra sinestezi deneyimi yaşayan kişilerin beyinlerinin diğerlerinden anatomik olarak farklı olduğunu söylemiştir. Bu konuda yapılan araştırmalar sadece bazı sinestezileri içermesine rağmen (müzik-ses, renk-tat sinestezisi vb.), sinestezisi olan kişilerin beyinlerinin özellikle farklı duyular arasındaki nöral bağlantılarının diğer insanların beyinlerine göre daha fazla miyelinli olduğu bulunmuştur. Miyelin, nöral sinyallerin daha hızlı iletilmesini sağlayan yağlı bir kılıftır. Sean Day bu durumu ‘’Miyelinlenme farklı olduğu için, beynin belli bölgelerinin etkileşimi de farklılaşmaktadır’’ diye açıklar. Bu olay sonucunda normalde birlikte çalışmayan farklı duyulardan sorumlu beyin bölgeleri, aralarında bağlantı kurarak çalışmaya başlar. Sinesteziye nelerin neden olduğu ise tam bir bilinmezlik içinde. Bazı araştırmacılar herkesin sinestezik olarak doğduğunu ama bazı kişilerin beyinlerinde gelişim evresinde bu eşleşmiş olan duyu bağlantılarının birbirinden uzaklaştığını savunmaktadırlar. Ama sinestezi deneyimleyen kişilerin beyinlerinde bu ayrılma neden yaşanmıyor bunu bilememekteyiz. Aslında beyinin bu bağlantıyı kurmak için çok da zorlanmıyor. Hepimiz Brad Pitt’in fotoğrafına  baktığımızda orada yazmasa bile ismini aklımızdan geçirebiliyoruz. Beyinimiz burda iki duyu arasında kurduğu bağlantıyı görme-tat duyumuzla kurduğu zaman ise Brad Pitt artık bizim için bir çilekten farksız.

 sinestezi

Sinestezik Doğulur da Sinestezik Olunmaz mı?

Sinestezinin kesin var olduğu hala bir tartışma konusu. Bugüne kadar kaydedilen bir çok çeşit sinestezi olduğu varsayımı ile ilerleniyor.  Bu varsayılan sinestezilerden bir tanesi ve çok daha az rastlananı ‘’kişileştirme’’ olarak geçiyor. Bu sinesteziye sahip kişiler için her şeyin bir cinsiyeti ve karakteri var. Yani böyle bir sinesteziye sahipseniz bugün isminizin baş harfi için kullandığınız ‘’T’’ harfi alfabenin en azılı suçlusu olabilir. Ve onun yanına çok masum olan ‘’A’’yı koymak istemeyebilirsiniz. Ya da çok dürüst bir ‘’D’’ ile evlenme hayalleri kurmaya bile çalışabilirsiniz.

Aslında sinestezi bir hastalık değil kesinlikle verilmiş bir hediye olarak görülebilir. Zaten çoğu sinestezik kişi de bunu değiştirme şansları dahi olsa istemeyeceklerini belirtmişlerdir. Biraz araştırdığınızda gerçekten de bu hediyeyi hakkını vererek kullanan bir çok kişiyle karşılaşabilirsiniz. Pharrel Williams sinesteziye sahip kişilerden bir tanesi, sesleri ve harfleri renk olarak görüyor. Onun için “Happy” şarkısı genel hatlarıyla turuncu ve sarıdan oluşuyor.Williams, her sesin onun için farklı bir renge karşılık geldiğini belirtiyor. Aslında biz de nasıl bir deneyim yaşadıklarını görmek için Ses-renk / Harf-ses Deneyi ‘ne katılabilirsiniz. Belki bu deney hepimizin tanıdığı kişilerin dünyalarının nasıl olduğunu anlamamıza yardımcı olur. Pharrel Williams dışında Steive Wonder, Kandinsky, Nikola Tesla, Van Gogh, Marilyn Monroe.. gibi yaratıcılığını tüm dünyaya kanıtlamış kişilerin de sinestezik olduğu düşünülmüş ve bulunmuştur. Duyuların bu kadar etkileşim içinde olması bizi ne kadar yaratıcı yapabilir, herhalde tahmin etmek zor değil. Şimdi kıskanmayalım da ne yapalım !

Yapılan araştırmalar bu  durumla ilgili temel yaklaşımların öğrenilerek hafıza ve yaratıcılığın geliştirilebileceğini gösteriyor. Hatta Otizm ve ADHD gibi pek çok hastalığın semptomlarının da azaltılabileceğini savunuyor.Sinestezi konusunda en önemli çalışmaları yürüten kişilerin başında David Eagleman geliyor.

Hatta Eagleman kişileri test etmek için bir sinestezi bataryası oluşturmuş. Kimbilir belki bu satırları okurken gözününüzün önünde renkler uçuşmaya başlamış, dilinizde elmalı turta tadı hissetmeye başlamışsınızdır. O zaman kendinizi test etmeye ne dersiniz? David Eagleman Bataryası

 


 

Kaynaklar

http://www.felsefetasi.org/sinestezik-algi/

http://synesthete.org

http://www.biltek.tubitak.gov.tr/gelisim/psikoloji/biyopsiko.htm

http://www.npr.org/sections/thesalt/2013/03/12/174132392/synesthetes-really-can-taste-the-rainbow

https://www.bu.edu/synesthesia/faq/

http://www.mnn.com/health/fitness-well-being/stories/what-is-synesthesia-and-whats-it-like-to-have-it

http://www.synesthesiatest.org/types-of-synesthesia

http://cornfedinseattle.blogspot.com.tr/2010/04/synesthesia-experimental-type.html

http://www.gercekbilim.com/sinestezi-ogrenilir-mi-harfleri-renkli-gormek-muzigin-tadini-almak/

Paylaşın, herkes okusun:
Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir